Sağlıklı Beslenme Olasılıksızlığı
- 15 Haziran 2025
- Yayınlayan: Potansia Admin
- Kategori: Wellbeing
Sağlıklı Beslenme Olasılıksızlığı
Vizontele filminde Deli Emin karakterini bilmeyen yoktur sanırım. Radyonun resimlisinin köye geldiğini duyduğunda “Şerefsizim benim aklıma gelmişti!” repliği bir çoğumuzun hayatında kullanageldiği bir söz oldu. Benim için de böyle oldu. Sağlıklı Beslenme Olasılıksızlığı ve Deli Emin’in ne ilgisi var, gelin birlikte anlayalım.
Aslında her şey Platon’un “Doktorlar hastalıkları tedavi etmeden önce zihni tedavi etmeli” sözü ile başladı. Üniversitede gıda kimyası ve beslenme dersleri alırken hocalarımızın sanki bir matematik problemi çözüyor gibi anlattıkları konular zihnimi çok meşgul etmişti: Vücudumuz;
· 1 gram yağdan 9 kcal
· 1 gram karbonhidrattan 4 kcal
· 1 gram proteinden 4 kcal enerji üretir.
Yani orta yaşlı sağlıklı bir kadın birey günlük ortalama 2.000 kcal, bir erkek birey 2.600 kcal enerji alırsa, ek olarak 2,5 litre su, vitamin ve minerallerden ihtiyacı kadar tüketirse, al sana sağlıklı beslenme!
Diyetisyenler de bize böyle anlatmıyor mu: Kilo vermek için enerji alımını düşür, enerji tüketimini arttır!
Yani her şey bu kadar basit mi?
Sadece sağlıklı gıdalar tüketerek sağlıklı olabilir miyiz?
Yalnızca diyetisyenimizin yazdığı diyet listesini uygulayarak kilo vermemiz mümkün mü?
Hesaplanabilir bir matematiği elbet olmalı ama basit bir matematiksel denklem ile halledilebilecek bir konu mudur sağlıklı beslenme?
Tabi ki bu kadar basit bir konu değil.
Size de fark etmişsinizdir
Yaşamınızın belirli bir yaş döneminde çok fazla yemek yemenize rağmen hiç kilo almadığınız ya da çok az yemek yemenize rağmen kilo aldığınız dönemler oldu mu?
Eğer olduysa hızlıca o dönemleri zihninizde canlandırın ve şunu düşünün: Ne oldu da çok az yemek yemenize rağmen kilo aldınız?
Üniversite dönemi ve sonrasında yaptığım araştırmalar, okuduğum makaleler ve kitaplar sonunda Deli Emin gibi “Şerefsizim benim aklıma gelmişti!” dememe neden oldu.
Her şey zihinde başlar
Yaşamımızda bir işi yapabilmek, başarabilmek, mutlu olmak için moral ve motivasyon çok önemli. Ama motivasyondan daha önemli bir şey var insan psikolojisinde: İnanç.
İnanmadığımız bir konu hakkında motivasyon geliştirmemiz ne kadar mümkün?
İnanç derken bir dinden bahsetmiyorum. Zihnimizde yarattığımız inançlardan bahsediyorum. Başaracağına inanmak, mutlu olacağına inanmak, kanseri yeneceğine inanmak… Kısacası motivasyonumuzun kaynağı olan inançtan bahsediyorum. Zihnimizin çalışmasını ve düşünce modellerimizi belirleyen en önemli kriterlerden birisidir inanç.
Peki inancın, sağlıklı beslenme ile ne ilgisi var?
Doğrudan değil, dolaylı olarak sağlığımızla ve beslenmemizle ilişkili bir etken. Tek başına yeterli ve geçerli bir etken olmadığını özellikle belirtmekte fayda var. Yoksa herkes kilo vereceğine inanıp, istediği kadar yiyerek kilo verebilir gibi bir iddia ortaya atmıyorum.
Beynimizi en çok meşgul eden herhangi bir konuda olumlu ya da olumsuz bir inanç geliştirmek vücut metabolizmamızı ciddi derecede etkiliyor. Buna halk arasında olumlu-pozitif ruh hali, olumsuz-negatif ruh hali diyoruz.
Bu durumu stresli olmak ya da olmamak olarak da değerlendirebiliriz.
Bu durum vücudumuzda gerçekleşen anabolik ve katabolik işlemler sonucu karbonhidrat metabolizması, protein metabolizması ve yağ metabolizması gibi metabolik işlemlerde açığa çıkan ürünler ya da üretilen ürünlerin yani besin maddelerinin kimyasal özelliklerinde değişikliklere neden oluyor. Kimyasal özellikleri farklılaşan bu mikro besin maddelerinin bağırsaklardan emilimi, dolaşım sisteminde taşınması, hücreler tarafından kullanılması ve vücutta depolanması olumlu ve olumsuz inanç geliştirilen durumlarda da doğal olarak farklı oluyor.
Duygu-Durum İlişkisi
Konunun anlaşılması için örneklendirmek faydalı olacaktır.
Birçok uzman bağırsaklarımızın ikinci beynimiz olduğunu söyler ki buna ben de inanıyorum. Ancak yine de bağırsaklarımızın kendi kafasına göre takılan bir organ olmadığını, beynimizin kontrolünde çalıştığını unutmazsak iyi olur.
Bağırsaklarımızı bir kale kapısına benzetebiliriz. Ağız yolu ile vücudumuza aldığımız maddelerin kan dolaşım sistemine geçiş yaptığı bir kale kapısı. Bilimsel anlamda seçici geçirgen bir yapıya sahiptir. Bu seçici geçirgen yapı beynimizden gelen sinyallere göre vücudumuzun ihtiyacı olan maddeleri kan dolaşım sistemine geçirirken, vücudumuzun ihtiyacı olmadığı maddelerin kan dolaşım sistemine geçişini engeller ve vücuttan atar.
Canımızın çok sıkkın, olumsuz bir ruh hali ya da çok gergin, sıkıntılı bir ruh hali içinde sofraya oturduğumuzu düşünelim. Beynimiz bu bilgiyi tüm hücrelerimize ve organlarımıza hızlıca gönderdi. Hücrelerimizin elektriksel yükü değişti, normal işleyiş düzeninden koruma moduna geçti. Aynı şekilde hücrelerimizden ve organlarımızdan beynimize hemen geri bildirim gitti: Bizim şu maddelere ihtiyacımız var şu maddelere ihtiyacımız yok. Beynimiz bu bilgiyi bağırsaklarımıza gönderdi. Sofrada yediğimiz yiyecekler sindirilmek ve kana geçmek üzere seçici geçirgen bağırsaklarımıza geldi. Olumsuz ruh hali bilgisine sahip olan bağırsaklarımız ilk olarak vücudumuzun o anda ihtiyacı olan besin öğelerini sindirecek ve kan dolaşım sistemimize geçmesine izin verecektir. İhtiyacımız olmayan besin öğelerinin sindirimini ya hiç yapmayacak ya da sadece o besin öğelerine bağlı olan ihtiyaç duyduğu maddeleri almak için sindirimini eksik yapacaktır.
Soru
Olumsuz ya da gergin ruh hali içerisinde olduğumuzda vücudumuz en çok hangi gıda maddesine ihtiyaç duyar?
Cevap
Karbonhidrat yani glikoz. Bildiğimiz adıyla şeker. Çünkü vücudumuzun birinci dereceden ihtiyacı olan şey her zaman enerjidir. Ve vücudumuz enerji üretmek için her zaman ilk olarak glikoz kullanır.
Böyle bir duygu durumunda vücudumuz kendini korumaya alır ve acil durumlarda kullanılmak üzere şeker depolama eğilimine girer. Bildiğiniz üzere glikoz yani şeker vücudumuzda glikoz olarak depolanmaz, yağa dönüştürülür ve yağ olarak depolanır.
Peki sağlığımız için en zararlı olan yağ hangisidir? İşte bu şekerden elde edilerek depolanan yağdır.
Dolayısıyla; olumsuz bir ruh hali ile çok sağlıklı yiyeceklerden oluşan bir yemek yememize rağmen, sonuçta çok sağlıksız bir sonuç elde edebiliriz.
Peki, sürekli çok sağlıklı yiyecekler tüketerek hiç sağlıksız gıdalar tüketmeyerek ruh halimizi olumluya çevirmemiz ve pozitif bir ruh hali içerisinde olmamız mümkün mü?
Her ne kadar bu konuda yapılmış olan bazı çalışmalar bunun mümkün olduğunu söylüyor olsa da ben bunun mümkün olduğunu düşünmüyorum. Çünkü;
1. Beynimizin ihtiyaç duyduğu besin öğeleri sınırlıdır. Beynimiz en önemli organımız olduğu için onu koruyan bir kan-beyin bariyeri bulunmaktadır. Bu bariyeri yalnızca beynimizin ihtiyaç duyduğu maddeler geçebilir (besin öğeleri bazında). Bu bariyeri geçen pek çok zararlı kimyasal maddeler de vardır (alkol, kafein, kurşun, civa vd.)
2. Beynimizin karar alma mekanizmasını tükettiğimiz gıdalar değil, duyu organlarımızdan (göz, kulak, burun, dil, deri) gelen bildirimler belirler. Beynimiz duyu organlarından aldığı bilgileri değerlendirerek karar verir. Eğer ki beynimiz tükettiğimiz gıdalara göre çalışan bir mekanizmaya sahip olsaydı, savaş ya da kaç durumunda karar almak alması gerektiğinde intoleransı ya da gıda alerjisi olan bireylerin beyni nasıl çalışır?
Sağlıklı Beslenme Olasılıksızlığı
Sağlıklı olmak için tek başına sağlıklı beslenmek yeterli değildir.
Kilo kontrolü sağlamak için tek başına kalori sınırlaması yapmak bir çözüm değildir.
Olumlu ruh hali içinde olmak da sağlıklı olmak ya da kilo kontrolü sağlamak için tek başına yeterli değildir.
Sağlıklı beslenme ne diyetisyenlerin anlattığı kadar basit ne de inançlarımız ile değişebilecek kadar basit bir konu da değildir. Düşünüyorum öyleyse varım!
Birçok farklı etkenin ve değişkenin olduğu çok bilinmeyenli ve aynı zamanda olasılıksızlıkların çok olduğu bir denklemdir.
Önemli olan sağlıklı beslenme olasılıksızlığı denklemin olasılıksızlıklarını dengeleyebilmektir. Denge sağlanabilirse, dengeyi sağlayabilecek bir farkındalık hali içerisinde olabilirsek ancak sağlıklı olabiliriz. Sağlıklı beslenme koçluğu işte bu nedenle önemli ve değerlidir.
İlerleyen yazılarda sağlıklı beslenmemize etki eden diğer etkenler hakkında olasılıksızlıklara bakmaya devam edeceğim.
Sağlıklı Günler
Mithat Taş, MSc.
Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.